Güzelim gençlik yıllarını ülkesi için seve seve veren, yüreği vatan aşkıyla yanan, milletinin özgürlüğünü her şeyinin üstünde tutan, bayrağına, diline, dinine değer veren, sevgi dolu yüreği ve cesareti ile dünya liderlerine kafa tutan, düşmanlarına meydan okuyan Atamızın bazı özelliklerinin yanlış bilinmesi benim içimi acıttığı için böyle bir yazı yazıyorum. Ulu Önderimi en azından kendi çevreme tanıtarak Atamıza yaptığımız haksızlık açısından azıcık da olsa vicdanımı rahatlatmak için kaleme almak istedim bu yazıyı.
Özellikle bazı çevreler ve bazı insanlar tarafından Ulu Önderimizin dinsizlikle itham edilmesi, Atatürk’ü sevmenin de dinsizliğe eş değer gibi görülmesi ve yine bazı çevrelerin Atatürk’ün laikliğinde dinin yer alamayacağını vurgulamaları gerçek anlamda beni çok üzmektedir. Atamızın farklı insanlar tarafından, farklı algılanmasının sebebini biraz düşününce cevabını bulmak hiç de zor değil. Cevap: Bizlerin kulaktan dolma bilgilere sahip olmamız, araştırma yapmaya gerek duymadan çevremizdeki insanların düşüncelerini koşulsuz kabul etmiş olmamız. Zaten insanın çevresi onun hayata bakışını da yansıtmaz mı?
Atatürk, İslam ahlakını ve dini vecibelerini daha aile ocağındayken öğrenmiş ve bunu ömrü boyunca pekiştirerek geliştirmiştir. Ulu Önder, gericilikle mücadele ederken İslam'ı yüceltmiştir. Tekke, türbe ve zaviyeler Atatürk döneminde kapanmış; ama ilk Türkçe Kuran meali de yine onun döneminde yayınlanmıştır. Kuran'ın Türkçeye çevrilmesi emrini verirken, Atatürk'ün isteği Müslüman Türk milletinin imanını güçlendirmektedir. Cumhuriyetin ilk on beş yılında -yani Atatürk'ün hayatı süresince- Kuran'la ilgili 10 kadar eser yazılıp yayınlanmıştır. Bu eserlerin pek çoğunu da Elmalı Hamdi Yazır adlı alimimizin kalemindendir. Bu eserler de halkımıza ücretsiz olarak dağıtılmıştır. Ayrıca ilk defa Atatürk döneminde Peygamber Efendimizin hayatı ile ilgili kitaplar ve sözleri Türkçeye çevrilmiştir. Üstelik bu hadisler de, halkımıza gerçek İslam'ı öğretme çerçevesinde yine ücretsiz olarak dağıtılmıştır. Yine aynı dönemde camilerin din görevlisi ihtiyacını karşılamak amacıyla İmam-Hatip okulları açılmıştır.
Atatürk, dinin var olmadığı veya dini değerlerin ortadan kalktığı bir toplumda aile, ahlak ve devlet kavramları da geçerliliğini yitireceğini ve kısa süre içinde bu değerlerin ortadan kalkacağını vurgulamıştır. Bu değerlerin ortadan kalkması da tarihi ve kültürü ne kadar eskiye dayanırsa dayansın o toplumun, milli ve manevi tüm bağlarının parçalanmasına, anarşinin hortlamasına ve toplumun bölünmesine hatta o toplumun tarih sahnesinden silineceğini her fırsatta vurgulamıştır.
Son olarak da Atamızın, İslam dininin tamamen ilme ve mantığa uygun mükemmel bir din olduğunu vurgulayan ve dine verdiği önemini belirten sözleri ile yazımı bitirmek istiyorum:
"Bizim dinimiz en makul ve en doğal bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, ilme ve mantığa uygun olması gerekir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. ... İslam'ın sosyal hayatı içinde hiç kimsenin, bir özel sınıf halinde varlığını sürdürme hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler dini kurallara uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmeye mecburuz" (Atatürk"ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s. 90)
"Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum."
ATATÜRKÜ ANMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ATATÜRKÜ ANMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Aralık 2010 Salı
22 Kasım 2010 Pazartesi
TEŞEKKÜRLER ÖĞRETMENİM
24 Kasım ülkemizde her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanır. Bizlere, ülkemize ve geleceğimize emeği geçen tüm öğretmenler sevgi ve saygıyla anılır.
Ben de bana emeği geçen; fakat geçmişin puslu sayfalarında unuttuğum o nadide insanları saygı, sevgi, minnettarlık ve tatlı bir tebessüm ile anmak için öncelikle okul yıllarıma ait fotoğrafları incelemeyle başladım işe. İlkokul öğretmenimi görünce onu ne kadar özlediğimi, onun bize nasıl değer verip saçımızı okşadığını, bizlere bakınca gözlerinin içinin güldüğünü hatırladım ve yüreğimde bir sızı hissettim. Okul yıllarıma ait fotoğrafları tek tek incelerken öğrencilik yıllarım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyordu; ama o filmin ana karakterleri hep o değerli insanlar oluyordu. Ayşe Öğretmen, Şakir Öğretmen, Salih Öğretmen, Nilgün Öğretmen ve daha ismini sayamadığım birçok fedakar insan. İlk olarak onlar öğretti bana vatanın, milletin ne demek olduğunu; bayrağa duyulan aşkı, vatan, millet, dil sevgisini yine onlardan öğrendim ben. Atatürk’ün Ulu Önder, Başkomutan ve Büyük Kurtarıcı olduğunu her fırsatta yinelediler. Bizlere Atamızın büyüklüğünü gösterip O’nun yolunda ilerleyebilmemiz için O’na yürekten bağlanmamızı sağladılar. Bu ülkeye yararlı bireyler yetiştirmek için var güçleriyle çalıştılar. Öğrencilik yıllarıma ait anılar beni oldukça hüzünlendirmiş ve gözlerimden akan bir iki damla yaşa da engel olamamıştım. Okul albümümün sonlarına yaklaşırken bu filmin kahramanları değişmiş ve ana kahraman birden ben olmuştum. Yardımcı oyuncular ise öğrencilerimdi artık. Gözlerimden akan özlem yaşlarını çocuklarıma duyduğum sevgi bir anda silmişti. Zaman hızla geçmiş artık ben de pırlanta gibi yeni nesiller yetiştirecektim; çünkü ben de öğretmen olmuştum. .
Öğretmenim ben… Hem işimi çok seviyorum hem de kendimle gurur duyuyorum. Çocuklarım var benim, onları sevgiyle yoğuruyorum yılmadan yorulmadan. Öğrencilerim benim koskocaman bahçemin yeni açmış çiçekleridir; onları besliyorum kendi ellerimle, okşuyorum, öpüyorum ve kokluyorum onları. Çünkü onların güzelliği kederlerimi dağıtıyor mutluluk ve huzur veriyor bana.
Öğretmenim ben…Hem işimi çok önemsiyorum hem de işimin gereği olarak öğrencilerime üzerinde yaşadığımız ve atalarımızın kanları ile sulanan bu yurdu sevmeyi, Türk’ün her zaman özgür olacağını tüm dünyaya haykıran şanlı bayrağımıza saygı duymayı, Türk dilinin güzelliklerini ve büyüklüğünü gösterip dil bilinci aşılamayı, doğruyu, güzeli, iyiliği, mertliği, milli duyguları ve Atatürk İlkelerine bağlılığı öğretiyorum.
Öğretmenim ben…Bir başka heyecan sarıyor içimi çocuklarımı görünce Hepsi ışıl ışıl gözlerle bakıyor bana ve hepsi sevgiyle kucaklıyor beni. Çocuklarım iş güç sahibi oluyor, her biri farklı meslekte, farklı makamda, farklı rütbede… Hepsini görüyorum karşımda ve hala gözlerinde sevgi, dudaklarında tatlı tebessüm var ve hepsi de eğiliyor önümde saygıyla ellerimden öpmek için. O an diyorum ki ölümsüz, kutsal ve en güzel bir meslek bizimkisi.
Tüm öğretmenlerimizi saygı ve sevgiyle anıyor ve yeni nesiller yetiştiren tüm öğretmenlere teşekkür ediyorum.
Etiketler:
24 kasım,
ATATÜRKÜ ANMA,
başkomutan,
okul,
öğrenci,
öğretmenler günü,
ULU ÖNDERİMİZ
9 Kasım 2010 Salı
ATAM SENİ UNUTMAYACAĞIZ...
BUGÜN 10 KASIM...
Her 10 Kasım’da olduğu gibi yine matem doluyuz, yüreğimizde derin bir sızı ve tarifi mümkün olmayan bir acı var. Bugün Atamızın ölüm yıl dönümüdür, bugün Türk milleti olarak Büyük Önderimizin aramızdan ayrılış günüdür ve bugün onun yokluğunu daha ağır hissettiğimiz günleri yaşamaktayız. Her zaman olduğu gibi Ulu Önderimize olan ebedi sevgi ve saygımızı bu yıl da tekrarlayacağız.
1881 yılında öyle büyük bir güneş doğdu ki bu güneş sadece Türk Milletini aydınlatmak için doğmadı. Büyük Önderimiz, tüm dünyaya örnek olabilecek bir lider olarak, tarih sayfalarından silinmek istenilen bir millete yeniden hayat vermek ve tarihin akışını değiştirmek için dünyaya gelmişti sanki.
Atatürk, kişisel çıkarlarını tamamen bir yana atarak kendini ve o güzelim hayatını milletine adamış ender liderlerden biridir. O savaş meydanlarında yenilmeyen zeki bir başkomutan, siyasette eşi bulunmaz bir lider, sosyal hayatta yenilikçi bir devlet adamıdır. Tüm bu özellikleri düşünürsek Atamız, Türk tarihinin değil, tüm dünyanın yetiştirdiği ender şahsiyetlerden biridir. Öyle ki Asya ve Afrika’daki sömürge olarak yaşayan birçok millet, O’nun düşüncelerini öğrenip, O’nun doğrularını benimseyip ve O’nun çizdiği yolda ilerleyerek bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır.
Bir İngiliz Komutanı, Kurtuluş Savaşını Türklerin kazanmasının ardından yenilginin verdiği hüzün ile Atatürk’ün dehalığı için şu sözleri söylemiştir:’’Arkadaşlar asırlar pek nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğe bakın ki o büyük dahiyi asrımızda Türk Milleti yetiştirdi. Mustafa Kemal’in dehasına karşı elden ne gelir ?’’ der ve Mustafa Kemal gibi bir kişi ile bir daha karşı karşıya gelemeyeceğini düşünerek görevinden istifa eder.
Atamız şu an beden olarak yanımızda olamasa da düşünceleriyle, yaptığı büyük işleriyle, bıraktığı eserleriyle ve olağanüstü kişiliği ile tüm Türk Milletinin kalbinde sonsuza kadar yaşayacaktır. Bizlere düşen görev Ulu Önderimizin eserlerini koruyup yaşatmaktır.
RAHAT UYU ATAM… ESERLERİN VE DÜŞÜNCELERİNLE KALBİMİZDE VE TÜM BENLİĞİMİZDE YAŞAYACAKSIN…
Her 10 Kasım’da olduğu gibi yine matem doluyuz, yüreğimizde derin bir sızı ve tarifi mümkün olmayan bir acı var. Bugün Atamızın ölüm yıl dönümüdür, bugün Türk milleti olarak Büyük Önderimizin aramızdan ayrılış günüdür ve bugün onun yokluğunu daha ağır hissettiğimiz günleri yaşamaktayız. Her zaman olduğu gibi Ulu Önderimize olan ebedi sevgi ve saygımızı bu yıl da tekrarlayacağız.
1881 yılında öyle büyük bir güneş doğdu ki bu güneş sadece Türk Milletini aydınlatmak için doğmadı. Büyük Önderimiz, tüm dünyaya örnek olabilecek bir lider olarak, tarih sayfalarından silinmek istenilen bir millete yeniden hayat vermek ve tarihin akışını değiştirmek için dünyaya gelmişti sanki.
Atatürk, kişisel çıkarlarını tamamen bir yana atarak kendini ve o güzelim hayatını milletine adamış ender liderlerden biridir. O savaş meydanlarında yenilmeyen zeki bir başkomutan, siyasette eşi bulunmaz bir lider, sosyal hayatta yenilikçi bir devlet adamıdır. Tüm bu özellikleri düşünürsek Atamız, Türk tarihinin değil, tüm dünyanın yetiştirdiği ender şahsiyetlerden biridir. Öyle ki Asya ve Afrika’daki sömürge olarak yaşayan birçok millet, O’nun düşüncelerini öğrenip, O’nun doğrularını benimseyip ve O’nun çizdiği yolda ilerleyerek bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır.
Bir İngiliz Komutanı, Kurtuluş Savaşını Türklerin kazanmasının ardından yenilginin verdiği hüzün ile Atatürk’ün dehalığı için şu sözleri söylemiştir:’’Arkadaşlar asırlar pek nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğe bakın ki o büyük dahiyi asrımızda Türk Milleti yetiştirdi. Mustafa Kemal’in dehasına karşı elden ne gelir ?’’ der ve Mustafa Kemal gibi bir kişi ile bir daha karşı karşıya gelemeyeceğini düşünerek görevinden istifa eder.
Atamız şu an beden olarak yanımızda olamasa da düşünceleriyle, yaptığı büyük işleriyle, bıraktığı eserleriyle ve olağanüstü kişiliği ile tüm Türk Milletinin kalbinde sonsuza kadar yaşayacaktır. Bizlere düşen görev Ulu Önderimizin eserlerini koruyup yaşatmaktır.
RAHAT UYU ATAM… ESERLERİN VE DÜŞÜNCELERİNLE KALBİMİZDE VE TÜM BENLİĞİMİZDE YAŞAYACAKSIN…
Etiketler:
10 KASIM,
ATAMIZA SAYGI,
ATATÜRKÜ ANMA,
BÜYÜK KURTARICI,
BÜYÜK ÖNDER,
ULU ÖNDERİMİZ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



